Başka türlü bir sabun

Kategori: Blog   Etiketler:

2014-08-025
Orhanlı’da köy sakinleri hala kendi sabununu yapmaya devam ediyor. Biz de köy sakinlerinden Pembe Teyze’yle konuşup sabun yapmaya karar verdik. Hem sabun yaptık hem de sabun hakkında değerli bilgiler öğrendik. Mesela öyle her aklına estiğinde sabun yapılmazmış. Sabun, yaz ağzı denilen ilkbaharda ve güzün katımaya (sertleşmeye) uygun zamanlarda yapılırmış. “Sabahın bereketi üzerimize olsun” diyerek erken vakitlerde avluda ateşi yaktık.

Sabunun yolculuğu, büyük kazan ateşin üzerine konulunca başlıyor. Belli ölçüde su koyduk kazana, arkasından da soda ve zeytinyağı ekleyerek sürekli karıştırdık. İçine güzel kokular yaysın diye köyümüzün değişiyle “tiynal” yani defne dalları atttık.

Şimdi yavaş yavaş kaynayan sabunun kabarmasını izliyoruz. Kabarınca su dök, karıştır, tekrar  kabarmasını bekle, tekrar su dök… Bu döngü sabunu olduruncaya kadar devam ediyor. Kazanın başındayken yoldan gelip geçen komşuların sabununuz oldu mu sorularını hep olumsuz yanıtlıyoruz: Yok yok daha olmadı! Oldu dersek nazar değer. Sabun olmaya başladığında nazarlığı olsun diye ocaktan bir köz söndürüp içine attık.

Karıştırmak için kullandığımız sopayı kazandan dışarı çıkarınca, sabun hem bal kıvamındaysa hem de rüzgarla tel tel savruluyorsa, kıvama gelmiş demektir. Sabunu hemen “kestirmek” için tuz ekliyoruz kazana. Tuz ekleyince kaynayan beyaz köpükler bir anda ayranın üzerindeki tereyağı gibi topak topak oluyor. “Tamam” diyoruz, tuz kesti.

Kestirmek için kullandığımız tuzun nasıl yapıldığı da bizim için ayrı bir merak konusu. Köyde tuz işinin pîrî sayılan Celal Dayı’yla sohbet etmeyi aklımızın bir köşesine yazıyoruz. Neyse, kazanda bir müddet dinlenen sabunu geniş kaplara alıyoruz. Burada sabunun sürekli ısısını kontrol etmek gerekiyor. Kadınlar süte maya çalacağında nasıl sıcaklığına bakarsa sabuna da aynı şekilde bakarmış. Sabun, parmağımızı yakmamaya başladığında artık kalıba dökmeye hazır demektir. Kalıplara dökülen sabunu ertesi gün küçük parçalar halinde kesmek üzere katılaşmaya bırakıyoruz.   Ertesi sabah, “hadi bakalım bereketli olsun” diyerek Pembe Teyze’nin gösterdiği gibi kesiyoruz.

Aslında sabunun mazisi insanın kendisi kadar eski. Daha sabun yapmayı bilmeden evvel temizlik için sulardaki sodayı, çöven kökünü, saparma bitkisini, kaşık otunu, herdemtazeyi, tavşankulağını ve külü kullanmışız. Kül ve suyu birleştirmek ise arınmanın en eski sırlarından biri. Çamaşır, bulaşık ve beden temizliğine kadar birçok yerde kullanılan küllü suya zeytinyağı eklenip kaynatılınca saf zeytinyağı sabunu elde ediliyor. Zamanla kül yerine deniz suyundan elde edilen soda kullanılmaya başlanmış. Biz de bu kadim bilginin takipçisiyiz.

Orhanlı Taşbaskı Zeytinyağı Sabunu’nu gönül rahatlığıyla bedenimizin temizliğinde ve evimizin her köşesinde kullanılabiliyoruz. Çünkü zeytinyağının yumuşaklığı ve defne yapraklarının kokusu aynı sabunda buluşuyor. Bir sonraki sabun mevsimini heyecanla beklerken içine koyacağımız türlü çiçek ve baharatların arayışı içindeyiz.

Raziye İçtepe Akyol

4 Yorum : Başka türlü bir sabun
    • Elif
    • 25/08/2014
    Cevapla

    Merhabalar,
    Kullandığınız soda nedir ve tuz hangi cins olmalı? Genelde kostik kullanılırdı, onun dısında bir şey uygulamışlar merak ettim. Cevaplarsanız sevinirim. Teşekkürler.

    • Hatice KAKİOĞLU KURTULUŞ
    • 25/09/2014
    Cevapla

    yapanların ellerine..yazanın da diline ve gönlüne sağlık..çok zamandır böyle güzel anlatımları özlemiş olduğumu anladım…takip edeceğim…TEŞEKKÜRLER..

Yorum Yap

Change this in Theme Options
Change this in Theme Options