Her şey aslına döner

Kategori: Blog   Etiketler:

IMG_2354
Kimi zaman, göllerini bırakıp havalanan turnalar gibi kovalandık, ey bahtı güzel okur.Ve her defasında,yeni bir yere konmak üzere yuvamızı terk ettik.

Turnalara o esnada, yani hoyratça kışkışlandıkları anda, kendi iç sesleri, acele et ve iyi olanı yap der.

Bizim iç sesimiz de öyle diyor.

Rüzgarların getirdiği, yağmurların taşıdığı o bıldırcınlar, sığırcıklar, serçeler nerede şimdi?Görkemli kanatları, ateş kırmızı gagası, ince, ipince, uzun, upuzun bacaklarıyla leylekler nasıl da bir zamanlar yaşamlarımızın tam ortasındaydı.  Çalınan görkemli ormanların, boğulan derelerin doğal sakinleri yerlerinden nasıl kovalandıysa, Atlas ruhu da Atlas’tan kovalandı. Orada burada, Atlas’ta, medyada, parkta, Sulukule’de, başka eski mahallelerde, Hasankeyf’te, Yusufeli’nde, ülkenin tüm yaban vadilerinde, köylerde aynı hoyrat el, yeni dünya düzenini tesis ediyor.

Oysa ki.

Havanın saydam sayfalarında iyilik tohumu serpen iyilik biçer! Böyle der eskiler. Çünkü her şey aslına döner!

Esirgeyen bir ruhla keşfetmek, Anadolu’yu ve evreni öğrenmek, doğanın ve geçmiş zamanın bilgeliğini, yepyeni, yaratıcı sözcüklerle tarif etmek. Veyahut toprağı eşelediğimizde sırlar ve tozlar içinde bize kendini sunan o büyük insanlığın uzun geçmişinde, bugünün sorularına yanıtlar aramak. Kendi ellerimizle dokunmak, kendi gözlerimizle bakmak, duyumsamak, öğrenmek, paylaşmak.Özgür bir ruhla ve öğrenme arzusuyla maceraya atılmak. Uğraşımız bu yalnızca.

Nasıl ki bir arı, çiçeğin balını alır, güzelliğini ve kokusunu bozmadan yoluna devam eder, biz de öyle dolanıyoruz, öyle yapmaya çabalıyoruz şu yeryuvarlağında.

Üstten dayatılmayan, ortak yaratıcı bir akıl peşinde koşuyoruz.İnsanın özü böyle. Doğrusu, iyisi, güzeli böyle.Ancak bu ortaklık ve katılımcılık, insanı çoktan unuttuğu doğaya yeniden bağlayabiliyor.Tıpkı dünyayı kendine hayran bırakan Gezi gibi.

Çok yol yaptık, bu doğru. Yorgun insana yol uzun gelir, bu da doğru. Ama yorgun muyuz?

Biliyoruz ki, dinlenerek yol alan için yaşamın ta kendisidir yol. Şu dünyanın yolcusuyuz yalnızca. Mavi göklerin muhacir kuşuyuz.

Yolu bulamayan içinse yaşam, yani yaşamın o büyük yolculuğu, bir oburun sofrasına dönüşür. Ne doyar, ne koku alır. Çorbanın tadını bilmeyen kaşık gibidir.

Rüzgarın uğultularına, nehirlerin seslerine, yaprakların hışırtısına, gizli bir hazineden söz ediyorlarmış gibi kulak verdik hep.

Bu yüzdendir ki. Bitişimiz başlangıcımızdır bizim.

Sevgili okur, dostlar, yol arkadaşları! Sevinçle bildiriyorum:

Yeni bir isim, yeni bir şiar ve yeni bir ruhla, yerlerin göklerin suların ve toprakların yeni bir dergisini yaratacağız.

Birlikte. Bu daha başlangıç.

Özcan Yüksek

Fotoğraf: © Özcan Yüksek

Yorum yapılmamış.

Yorum Yap

Change this in Theme Options
Change this in Theme Options