Orman seni çağırıyor

Kategori: Blog   Etiketler:

OrmanAmazon’da Zavante Kızılderilileri kendilerini izleyenleri yanıltmak için ormanın içinde geri geri yürür, ayak izlerini ters bırakırdı.

Orman her zaman, Bremin Mızıkacıları öyküsündeki gibi, haydutların, hırsızların, kolay kazanılan servetler peşindekilerin yağma alanıydı, tarih başladığından beri böyle.

Amazon’u ilk ele geçirmek isteyenler de o kaşif hırsızlar yani Bandeirante’lerdi, Kızılderilileri boğazlayan Seringueirolar’dı. Bu kimseler ve bugün İstanbul’un kuzeyini ve Anadolu doğasını yağmalayanların gözünde orman, toprak tastaki bir avuç ıslak kepek kadar değerlidir.

Ormanı bu yağmacılardan kim koruyabilir ki? Ters ayakla geri geri yürüyen yerliler mi, kaçamayan ağaçlar mı, tükenen yırtıcılar mı?

Ormanlardan uzakta, vaktimizin yüklü miktarı eposta okuyarak, yollayarak, silerek geçiyor. Nasıl da unutmamışım, şirket içinde işle ilgili eposta yollarken, o küçücük satırlarda saklı kocaman hiyerarşilere dikkat etmek gerekiyordu. Yoksa alimallah canına okurlar. Askeri bir mektup yazar gibi en üstten alttakine doğru sıralamalısın. Buna uymazdım; Bandeirante’ler beni de kovaladı.

Amazon’da, ormanı gören Kızılderili şöyle haykırır:

İşte her şey! İşte her şey!

Adı Bilinmeyen Dergi çok yakında, herkes tarafından, yalnızca sanıyla değil adıyla da bilinir olacak.

Onları tanıyorsun.

 

Özcan Yüksek

Yorum yapılmamış.

Yorum Yap

Change this in Theme Options
Change this in Theme Options