Oyunumuzun adı aşk

Kategori: Blog   Etiketler:

ResimKemal

Sizce çocuklar neden sevimlidir? Niçin yamru yumru yüzlerinde, ebemkuşağı renklerinden bozma iki ışık taşırlar hiç düşündünüz mü? Üstelik sadece insan yavruları değil; civcivler, enikler, sıpalar, buzağılar, tohumlar… Hepsinin, hepsinin bir bildiği var. Onlar, doğanın en kadim sırrını saklıyorlar: Aşk!

Seferihisar’da doğanın okulundayız. İki bin beş yüz yıl öncesinden bir ses yankılanıyor sonbahar rüzgârlarının seviştiği ağaç yapraklarından: “Her şeyde her şeyden bir parça vardır.” Etrafımızı çevreleyen yollarda ölümsüz ayak izleri var. Thales, Heraklitos, Anaksagoras; bengi düşünceleriyle yanı başımızda beliriveriyorlar. Halâ birer çocuklar. Sırlarını bizimle paylaşmak için, lacivertin bilgeliğini giyinmiş bir adamı sözcü seçmişler aralarından. Elçilerini selamlıyoruz kucak dolusu, öpüp başına koyuyor. Aşkın doğaya, doğanın aşka dönüştüğü sözcüklerle konuşuyor bizimle. Önce zaman ve mekan silikleşiyor. Sonra Anadolu’nun göz pınarlarından akmaya başlıyoruz yavaş yavaş.

Lacivert bilge, gözlerinden gözlerimize isyanlar gönderiyor. Bakışlarında unuttuğumuz sözcükler var, “Doğa aşktır” diyor. İkircim içerisinde sözün peşine düşüyoruz. Döngüsel zamanların birinde, masal anlatmaya başlıyor bize. Bir elmanın sonsuz eşit parçaya bölünebildiği bir diyarda geçiyor.

Şaşırıyoruz. Elbet fark ediyor bunu. “Doğanın merkezi yoktur” diye ilâve ediyor. “Bu yüzden bütün parçalar bütünün diğer yarısıdır.” O anlattıkça analarımızın bereketli bedenlerine doğru bir yola çıkıyoruz.

Tarih kokan bir ormanda yönümüzü ararken, bir başka bilgeyle rastlaşıyoruz. Bizi lacivert bilgeninkine çok benzeyen bir selamla karşılıyor. Bir ağacın altında, sanki zaman var olduğundan beri oradaymışçasına oturuyor, elinde sazı. Bir türkü söylemeye başlıyor:

“Demirin üstünde karınca izi, karanlık gecede görsün de gelsin.”

Kim karınca kim insan artık ayırt edemiyoruz. Sıfatlarımızı, isimlerimizi soyunuyoruz bedenlerimizden. Sahip olduğumuz her şeyin bize sahip olacağını anlamanın verdiği cesaret, çıplaklığımızın utancını kıvanca dönüştürüyor. Üryan bedenlerimiz ve doğa, tekleşiyor. O yoksa, biz de yokuz! Hayır, gurup vakti dağların arkasına saklanmaya hazırlanan güneş, sadece dudaklarla öpüşülmediğini haykıran; gagaları birbirine kenetli kuşlar, derelerle beraber ağlayan kayalar hiçbirimiz yok!

Hepimiz doğanın çocuğuyuz. Bir oyun oynuyoruz. Oyunumuzun adı aşk. Sizi oyun oynamaya çağırıyoruz.

Kemal Kolçak

 

Yorum yapılmamış.

Yorum Yap

Change this in Theme Options
Change this in Theme Options