Zeytinyağı hassas mevzudur

Kategori: Blog   Etiketler:

zeytinnuuuu
Zeytin ağacına ölmez ağacı derler Anadolu’da.

Sağlıklı bir zeytin ağacı iki bin yıl civarında yaşar çünkü.

Aydınlar, sanatçılar, entelektüeller, düşünürler, tarih boyunca Miletoslu Thales’ten beri, belki daha da eski hep zeytin ağaçlarıyla ilgilenmiş, zeytinlikleri korumak için özel çaba göstermişler.

Zeytin ağacı, zeytin ve zeytinyağı kutsaldır onlar için.

Renoir, 1907 yılında Güney Fransa’da, Cannes’a on dakika mesafede Cagnes-sur-Mer’den 23 dönüm bir zeytinlik alarak, yapılaşmanın başladığı yörede zeytin ağaçlarının kesilmesini önlemek istemiş. 1908’de Les Collettes adlı bu zeytinlikte bir ev yaptırarak, ölünceye kadar orada yaşamış. Böylece bin yaşını devirmiş 140 zeytin ağacını kurtarmış.

Renoir’ın, zeytinlik içindeki evini birçok defa ziyaret ettim. Dünyanın en önemli ressamlarından biri tarafından kurtarılan zeytin ağaçlarına çok özel bir ilgi gösteriliyor. Renoir’ın arazisinin dışında başka bir zeytinliğe rastlamadım çevrede. Renoir satın almasa, onun zeytin ağaçlarının yerinde de binalar yükselmiş olacaktı bugün.

Dünyada bilinen ilk zeytinyağı işliği Ege’de bulundu. Zeytin ağacının Anadolu mitolojisinde, türkülerinde, masallarında, kadim görsel sanatlarda özel bir yeri vardır. Ayrıca, birine zeytin dalı uzatılmasının da derin manaları vardır bu coğrafyada.

Halkın ölmez ağacı dediği zeytin ağaçlarını kurtarmak için örnek bir hareket de Seferihisar’da başlatıldı.

Seferihisar beni hep şaşırtıyor zaten.

Onunla tarihim de pek eski değil aslında, ilk defa iki yıl kadar önce gitmiştim; ev ekonomisini destekleyen Belediye Başkanı Tunç Soyer’in teşvikiyle, evlerde pişen eşsiz lezzetlerdeki yöresel böreklerin, dolmaların, baklavaların, reçellerin, salçaların pazar günleri Kaleiçi’nde kapı önlerine çıkarılıp satıldığını görmüş ve Telesiyej’de yazmıştım. Doğasının, bozulmamışlığının, temiz denizinin, deniz kenarındaki Sığacık’a motorlu taşıtların sokulmamasının, Citta Slow başkenti olmasının yanı sıra, organik pazarı da etkileyiciydi doğrusu.

Birkaç hafta önce de Sokak Hayvanları Sığınma Evi’ne tahsis edilen araziyi görmek için gittik. Oraya yerleşen bir arkadaşım Orhanlı Köyü’nde, artık unutulmuş olan yüzlerce yıl öncesinin taşbaskı zeytinyağını pazara çıkarmak için köylülerin nasıl örgütlendiğini ve Orhanlı Köyü’nün pazara yeni çıkan taşbaskı zeytinyağından söz etmiş ve masaya küçük çok şık bir zeytinyağı şişesi koymuştu. Zeytinyağı hassas mevzudur benim için; hemen tadına bakmak istemiştim; muhteşemdi, bağımlılık yaratacak kadar muhteşem. Orhanlı Taşbaskı Zeytinyağı, pazarda ilgi görürse, zeytinlikler satılmaktan ve belki de kesilip, yerine villalar yapılmak suretiyle yok olmaktan kurtulacak dedi arkadaşım.

Seferihisar Doğa Okulu ve Orhanlı Köyü Derneği’nin bu müşterek projesinin ana amacı, köyün ürettiği taşbaskı zeytinyağının değerini artırmak yoluyla, Orhanlı Vadisi’ndeki geleneksel zeytinlikleri korumak. Proje başarılı olursa köylünün zeytinlikleri elden çıkarmak yerine, geleneksel üretimini sürdüreceği düşünülüyor. Bu gerçekleştiğinde de, hiçbir ilaç veya gübre atılmadan, toprak sürülmeden, tel çit çekmeden ve hatta sulanmadan yapılan geleneksel zeytincilik devam edecek. Zeytinlerle beraber burada yaşayan canlıların da nesli korunmuş olacak tabii, ki bu da beni çok ilgilendiriyor.

Ayrıca, taşbaskıyla elde edilen zeytinyağının en sağlıklı yağlardan biri olduğu söyleniyor. Orhanlı Taşbaskı Zeytinyağı’nı üreten köylüler: “Tek tek elle toplanan zeytinlerimiz, zeytinin insan avucuna düştüğü ilk tarihten beri kullanılan, fakat günümüzde yok olmaya yüz tutmuş taşbaskı yöntemiyle eziliyor. Sağlıklı ve lezzetli bir zeytinyağı elde etmek ancak düşük sıcaklıkta doğal baskı ile mümkün. Zeytinyağını bu şekilde üretebileceğimiz en eski ve sağlıklı sistem ise taşbaskı” diyorlar.

Oysa, günümüz modern zeytinyağı üretiminde zeytinyağı makineleri zeytinyağını kapalı ve sıcak bir ortamda elde ederek lezzet ve vitamin kaybına neden olduğu gibi bu sistemden metalik bir tat geçiyor zeytinyağına.

O gün Seferihisar’da bana tattırılan Orhanlı Taşbaskı Zeytinyağı artık yavasdukkan.net adresinde satışa çıkarıldı.

Seferihisar Doğa Okulu’nun kurduğu Yavaş Dükkân’da baş döndürücü lezzetteki Orhanlı Taşbaskı Zeytinyağı dışında, hakiki zeytinyağı sabunu, kara çeltik pirinci, bozkır balı ve kantaron yağı gibi Anadolu’nun farklı yerlerinde köylülerin doğayı koruyarak ürettikleri çok az kalmış değerli ürünler satılıyor.

Sistemin buldozer gibi ezip yok ettiği kadim köy ekonomisi; ki, lezzetiyle, şifalı ürünleriyle, kalitesiyle, korunması, hatta baş tacı edilmesi gereken bu kültürü Orhanlı köylülerinin geleneklerine sahip çıkarak yeniden gündeme getirmeleri kutlanacak bir girişim bence.

Pakize Barışta

Yorum yapılmamış.

Yorum Yap

Change this in Theme Options
Change this in Theme Options